4 Başlıkta Sürdürülebilir Beslenme Nedir?

Sürdürülebilir beslenme herkesin gıdaya ulaşmasını sağlamak üzere geliştirilen bir tür tüketim yöntemidir. 2018 yılında yapılan araştırmalar sonucunda dünyadaki dokuz kişiden birinin güvenilir yiyeceklere ulaşamadığını ifade eden Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü 2050 yılına kadar bu oranın artacağını söylemiş, “Sürdürülebilir Beslenmeyi” desteklemeye başlamıştır.

Sağlıklı yaşam ve katkı maddelerinin kullanılmadığı doğal gıdaların tüketimi konusunda da önemli bir katkı sunan bu yöntem günümüzde giderek daha büyük önem kazanmıştır. Bu beslenme modeli geçtiğimiz dönemde de çok daha fazla araştırılan, denenilen veganlığı ve vejeteryanlığı da desteklemektedir.

Sürüdürülebilir tarım ile birlikte yürütülmesi gereken bu yöntem harcanan su miktarının da azaltılmasını hedeflemektedir. Hayvansal gıdaların üretim sürecinden itibaren soframıza gelinceye kadar çok fazla su harcanmasına neden olduğu da düşünüldüğünde herkesin bu konuda farkındalık kazanması için kampanyalar başlatılması hiç de şaşırtıcı değildir.

Sürdürülebilir Beslenme Yöntemi ile İlgili Detaylar

Bir tür diyet olmasa da beslenme modeli olarak adlandırılabilecek bu yöntem güvenli, sağlıklı, koruyucu, adil, ekonomik, erişilebilir ve gücünü doğal kaynaklardan alan bir gıda tüketiminin hedeflenmesi gerektiğini söyler.

Bu beslenme modelinin ilkeleri size çok daha sağlıklı bir hayat sağlamayı amaçlar.

Sürdürülebilir beslenme modeli ile dünyayı koruyun
Farkındalık Kazanın

Temel İlkeler

Gündelik hayatımızda yeterli ve dengeli beslenecek şekilde bir rutin oluşturmalıyız.

Yumurta, et ve süt gibi hayvansal kaynaklı besinlerin yerine bitkisel proteinleri dahil etmeye özen göstermeliyiz.

Eğer mümkünde gün içinde en az beş porsiyon sebze ve meyve tüketmeliyiz.

Şeker, yağ, tuz gibi zararlı içeriğe sahip paketli gıdalardan uzak durmalıyız. Ayrıca içinde katkı maddesi olan ürünleri hayatımızdan çıkartmalıyız.

Baklagiller ve tahıllar bu beslenme modelinde büyük bir yer tutar. Bu gıdalardan bolca tüketmeye özen göstermeliyiz.

Fındık, badem, ceviz gibi yağlı tohumları ve kuruyemişleri hayatımıza daha fazla dahil etmeliyiz.

Sebze ve meyve tüketimi konusunda bütün bu ürünlerin mevsiminde olmasına özen göstermeliyiz. Mevsimi dışında üretilen sebze ve meyveleri yememeliyiz.

Yaşadığımız bölgeye özgü yerel besinleri tüketmeye özen göstermeliyiz ve yerli üreticilerin ürettiği ürünleri satın alarak onlara destek vermeliyiz.

İdeal vücut ağırlığımızı korumalı, eğer bu konuda sorun yaşıyorsak kendimize uygun bir diyet yapmalıyız. Böylece aşırı tüketimin de önüne geçebiliriz.

Soframıza koyduğumuz tüm ürünlerin nereden ve nasıl geldiğini düşünmeli, mümkünse etik üretim yapan yerlerden alışveriş yaparak güvenilir gıdaları tüketmeliyiz.

Kırmızı et ve işlenmiş ürünlerden uzak durmalı, hayvansal kaynaklı yağ tüketimimizi azaltmalıyız.

Ambalajlar konusunda biraz daha dikkatli olmalıyız. Yani poşet ve plastik kullanımımızı olabildiğince azaltmalı ve tekrar kullanılabilen çevreye zarar vermeyen geri dönüştürülebilir ürünlere hayatımızda daha çok yer vermeliyiz.

Satın aldığımız tüm yiyeceklerin doğru koşullarda saklandığından emin olmalıyız. Böylece olması gerekenden erken bozulmadıklarına emin olabiliriz.

İsraf ve aşırı tüketimden her zaman kaçınmalıyız. Besinlerin sularını, saplarını ve yaprak kısımlarını da tüketmek üzere farklı tarifler denemeliyiz.

Screen Shot 2021 04 06 at 4.35.32 PM beslenme 2 | Shuayip.com
Dünyayı Koruyalım

Sağlığa Yararları

Her ne kadar bir tür çevre koruma felsefeyi ya da modeli olarak geliştirilmiş olsa da sürdürülebilir beslenme aslında sağlığımız için de çok faydalıdır. Bitkisel ürünlerin daha fazla tüketilmesi gerektiğini savunan bu yöntem temel ilkeleri bakımından insan sağlığını korumaya yönelik bir model olarak geliştirilmiştir. Kısacası bu model sağlıklı beslenme açısından da destekleyicidir diyebiliriz.

Yapılan araştırmalar ağırlıklı olarak bitkisel gıdalarla beslenen kişilerin çok daha sağlıklı olduğunu gösteriyor. Bu yöntem de hem bitkisel ağırlıklı gıdaların hem de katkı maddesi gibi zararlı şeyler içermeyen ürünlerin daha çok tüketilmesi gerektiğini savunduğu için oldukça sağlıklıdır.

Etkileri

Bireysel olarak sağlık açısından oldukça faydalı olan bu modelin çevreye de büyük yararları olduğunu söyleyebiliriz.

Böyle beslenen kişilerin artması ile birlikte sera gazı emisyonlarının, su ve arazi kullanımının azalacağı düşünülmektedir. Günümüzde giderek artan yangınlar ve küresel ısınmanın diğer olumsuz etkileri de göz önünde bulundurulduğunda bu modelin ne kadar büyük bir önem taşıdığını anlamak hiç de zor değil.

Bu konuda farkındalığın artması ile çevre kirliliği azalacak, dünyada gıdaya erişebilen kişi sayısı yükselecek, tüketim çılgınlığının önüne geçilecek ve yerel üreticiler güçlenecek.

Eğer bu konuda aklınızda soru işaretleri varsa ya da böyle bir tüketim modelinin çok zor olduğunu düşünüyorsanız temel ilkelerden sadece bazılarını hayatınıza dahil ederek işe başlayabilirsiniz.

Bir süre sonra bunun hiç de düşündüğünüz kadar zor olmadığını görecek, dünyaya sağladığınız katkı nedeniyle kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarıya Kaydır